Proterial ve FEV'den Ağır Nadir Toprak İçermeyen 300 kW'lık Motor Simülasyonu

Malzeme üreticisi Proterial ile mühendislik firması FEV, ağır nadir toprak elementlerine hiç ihtiyaç duymayan bir çekiş motoru konseptini simülasyonla masaya yatırdı. İkilinin modellediği referans, günümüz binek elektrikli araçlarındaki tipik donanıma denk gelen 230 kW’lık bir sürüş ünitesi. Ardından bu ünitenin alışıldık silisyum çelik çekirdeği, Proterial’ın amorf alaşımıyla değiştirildi.
Amorf alaşım, erimiş metalin kristal yapı oluşturamayacak hızda soğutulmasıyla elde ediliyor. Bu sayede motor çekirdeğinde standart olarak kullanılan elektrik çeliği saclara kıyasla daha düşük demir kaybı sağlıyor. Proterial’ın buradaki katkısı, alaşım şeridini sürekli biçimde üst üste katmanlayıp yapıştıran bir işlem geliştirmesi. Bu adım, malzemenin seri üretimde çekirdek formuna zımbalanabilmesini mümkün kılıyor.
Özet Veriler: 230 kW referans → 300 kW simüle edilen tepe güç · 20.000 dev/dk’ya karşı 14.900 dev/dk · %27 daha hafif motor · WLTP Class 3’te %97,9 verim
Motorun İçinde Neler Değişiyor?
Konsept, alaşımın düşük kayıp avantajını çok daha yüksek devirlerde kullanacak şekilde kurgulanmış. Referans ünite 14.900 dev/dk’ya kadar çıkarken, amorf versiyon 20.000 dev/dk için tasarlanmış. Tekerlek seviyesindeki tork ve hız referansla eşdeğer kalsın diye dişli oranı 10,8’den 14,4’e yükseltilmiş.
Kutup sayısı sekizden 12’ye çıkıyor; oluk sayısı (72) ve stator dış çapı (200 mm) ise aynı kalıyor. Paket boyu da kısalmış: aktif uzunluk, referans motorun %77,1’i seviyesinde.
Simülasyondan Çıkan Rakamlar
- Tepe güç: 230 kW’dan 300 kW’a
- Motor ağırlığı: %27 azalma
- WLTP Class 3 verimi: %95,5 → %97,9
- ARTEMIS MW 150 verimi: %95,3 → %97,4
FEV’in referans çalışması silisyum çelik çekirdek üzerine kurulu. Yani yukarıdaki kazanımların tamamı, sıfırdan çizilmiş bir tasarıma değil, aynı 230 kW’lık pakete göre ölçülmüş. Bu da farkın okunmasını kolaylaştırıyor — ve hafife alınmasını zorlaştırıyor.
Mıknatıs Tercihi Neden Önemli?
Proterial’ın çekiş motorlarına yönelik neodimyum sinterlenmiş mıknatısları, terbiyum ve disprozyum gibi ağır nadir toprak elementlerini içermiyor. Bu elementler tedarik tarafında bilinen sıkıntıları beraberinde getiriyor; onları motorun malzeme listesinden çıkarmak sektörün ortak hedeflerinden biri. Şirket, mıknatıslarının yüksek kalıcı akı yoğunluğunu yüksek koersiviteyle birleştirdiğini söylüyor — bir motorun ısı altında ağır nadir toprak katkısına yaslanmadan performans göstermesini sağlayan denge de tam olarak bu.
Ancak bir çekinceyi elden bırakmamak gerek: elimizdeki sonuçlar simülasyon, üretilmiş bir ünitenin dinamometre verisi değil. Tepe güçte 70 kW’lık artışı %27’lik ağırlık düşüşüyle birlikte sunabilmek, donanım testlerinden de geçerse kayda değer bir birleşim olur. Gözümüzü dikmemiz gereken sonraki adım da bu.
Kaynak: Charged EVs
Bunu diğer elektrikli araçlarla nasıl karşılaştığını mı merak ediyorsunuz? Karşılaştırma aracını deneyin →Ne düşünüyorsunuz?