AutoVoltix

Hidrojen & Alternatif Yakıt

Minesto'nun Su Altındaki "Ejderha" Uçurtmaları Maldivler'in Dizel Alışkanlığına Göz Dikti

Minesto'nun Su Altındaki "Ejderha" Uçurtmaları Maldivler'in Dizel Alışkanlığına Göz Dikti

İsveçli deniz enerjisi şirketi Minesto, Birleşik Krallık merkezli yatırım firması Morteza Capital ile bir mutabakat zaptı imzalayarak Maldivler’e gelgit enerjisi götürmeyi hedefliyor. Ülkenin derdi net: elektrik için ithal dizel yakmak zorunda olan yüzlerce ada ve turistlerin para ödeyerek görmek istediği manzaraları bozmaya kimsenin cesaret edememesi.

Minesto’nun “Dragon Class” cihazları tam da bu açmazın üzerine kurulu. Görünüşleri enerji santralinden çok, su altında bağlı duran yüksek teknoloji uçurtmalarını andırıyor. Amaç, klasik türbinlerin zorlandığı yavaş akıntılardan ve gelgit kanallarından enerji çekmek.

Neden Özellikle Maldivler?

Maldivler bu iş için biçilmiş kaftan aslında. Yüzlerce alçak ada, tek bir şebekeye bağlanmadan geniş bir su yüzeyine yayılmış durumda. Hepsi deniz seviyesinin yükselmesine ve sert hava koşullarına açık. Elektriği ise ithal dizel sağlıyor — hem pahalı hem de karbon açısından kirli bir çözüm.

Ülke ekonomisi turizme dayanıyor. Bu da ufku değiştirecek büyük ölçekli rüzgâr veya güneş santrallerini fiilen devre dışı bırakıyor. Minesto’nun tezi basit: donanımı suyun altına koyun, kimse fark etmesin.

Minesto’nun gerekçesi: “Maldivler yenilenebilir enerjiye geçişte ciddi zorluklarla karşı karşıya. Coğrafi olarak dağınık adalar elektrik üretimi için büyük ölçüde ithal dizele bağımlı; bu da yüksek enerji maliyetleri ve karbon emisyonları anlamına geliyor. Turizm ise ekonominin temel taşı olduğundan, doğal çevreyi ve manzarayı koruyan çözümler geliştirmek ayrı bir önem taşıyor.”

Projeye Nopef kalkınma fonu da destek veriyor. Fonu Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Norveç, İsveç, Faroe Adaları, Grönland ve Finlandiya’ya bağlı Åland Adaları finanse ediyor.

Minesto’nun İlk Sınavı Değil

Maldivler anlaşması şirketin ilk denemesi sayılmaz. Minesto’nun halihazırda Faroe Adaları, Galler ve Tayvan’da aktif projeleri bulunuyor. Bu üç yerin ortak noktası da aynı: yenilenebilir enerji hedeflerinin estetik ya da coğrafi engellere takılması.

Şirketin üzerine oynadığı desen de bu zaten. Şebekesi dizele bağlı adalar ve kıyı toplulukları, rüzgârı tartışmalı, suyu ise hemen yanı başında.

Washington Cephesinde İşler Karışık

ABD tarafında ilginç bir çelişki var. Enerji Bakanlığı, yönetimin rüzgâr türbinlerine karşı açtığı savaşa rağmen deniz enerjisi araştırmalarına para akıtmayı sürdürüyor. Bu savaşın kökeni ise eski bir hikâye: İskoçya’daki bir golf sahasının manzarasını bozduğu gerekçesiyle açılan offshore rüzgâr santrali davasının kaybedilmesi.

Su altındaki cihazlar manzarayı bozmuyor. Görünen o ki deniz enerjisi bu sayede kesinti listesine girmemiş.

  • Dalga enerjisi potansiyeli: Bakanlığa göre ABD şebekesine yılda 1.170 teravatsaat eklenebilir
  • Gelgit enerjisi potansiyeli: Güçlü akıntıların olduğu bölgelerde yılda yaklaşık 220 teravatsaat
  • Öne çıkan test altyapısı: Bu yaz resmen açılan Oregon açıklarındaki PacWave South, TEAMER laboratuvar ağı ve ABD Donanması ile Deniz Piyadeleri’nin ortak yürüttüğü Hawaii tesisleri
  • ABD’deki gelgit sahaları: New York’taki East River, Maine’deki Cobscook Bay ve Western Passage, Alaska’daki Cook Inlet

Sektör henüz emekleme aşamasında. Faaliyetlerin çoğu test, pilot ve gösterim projelerinden oluşuyor; hızlı büyüme için gereken tedarik zinciri ve iş gücü henüz yok. Yine de kaynak tahminleri, hükümetlerin neden çek yazmayı bırakmadığını açıklıyor.

Şimdilik Maldivler anlaşması bir inşaat sözleşmesi değil, sadece bir mutabakat zaptı. Ama Minesto’nun su altı uçurtmalarını, çok özel bir sorunu olan ve bu sorunu çözecek çok az kara parçası bulunan bir hükümetin masasına koyuyor.

Kaynak: CleanTechnica

Ne düşünüyorsunuz?