Fransa-Almanya EV Anlaşması 'Tarihi Bir Hata' Olarak Nitelendirildi

Paris ile Berlin arasında varılan ve Avrupa Birliği’nin otomobil CO₂ standartları ile yerli içerik kurallarını gevşetmeyi öngören anlaşma, Transport & Environment (T&E) tarafından “tarihi bir hata” olarak nitelendirildi. Kuruluşa göre bu adım, hem Avrupa’nın iklim hedeflerini hem de küresel elektrikli araç yarışındaki konumunu riske atıyor.
T&E’ye göre anlaşma, binek otomobiller için CO₂ standartlarını yumuşatırken batarya bileşenlerinin nereden tedarik edileceğini düzenleyen sanayi katma değer (IAA) hükümlerini de zayıflatıyor. En tartışmalı nokta ise AB içinde monte edilen, hatta Çin üretimi batarya taşıyan araçların bile “Made-in-EU” etiketi alabilmesi.
Daha düşük EV tedarik hedefi — T&E’nin hesabına göre anlaşma, mevcut kurallar kapsamındaki elektrikli araç arzını 2030’a kadar %57’den %43’e düşürecek ve uygun fiyatlı modellerin pazara girişini yavaşlatacak. Çin hücrelerine kapı aralayan etiket — Avrupa’da üretilse de Çin menşeli batarya paketleriyle donatılan araçların AB markası taşıması, kıtanın batarya tedarik zincirindeki istihdamı tehdit ediyor. Düşük yerli tedarik eşiği — Önerilen anlaşma, Avrupa’da üretilen hücre oranını 2028–2029’da yalnızca %10, 2030–2031’de %20 olarak belirliyor. Oysa 2025 itibarıyla AB’de satılan elektrikli araçlarda kullanılan hücrelerin %50’den fazlası zaten Avrupa’da üretiliyordu. Gigafabrika riski — T&E, düşük eşiğin Avrupalı üreticiler için talep belirsizliği yaratarak 2027’de 164 GWh, 2030’da ise 254 GWh kapasiteyi riske attığı uyarısında bulunuyor.
T&E kıdemli direktörü Anna Krajinska, Fransa ve Almanya liderlerinin anlaşmayı istihdamı koruma gerekçesiyle sunduğunu, ancak bunun Avrupa otomotiv sanayisini “gömebilecek” bir düzenleme olduğunu savunuyor. Özellikle sürücülerin rekor akaryakıt fiyatlarıyla karşı karşıya olduğu ve Çinli rakiplerin fiyat ile hacimde baskı kurduğu bir dönemde bu adım daha da riskli görülüyor.
Kuruluş, Avrupa Parlamentosu üyelerini ve AB hükümetlerini CO₂ standartlarının daha fazla gevşetilmesini reddetmeye, etkili “Made-in-Europe” kurallarını ve büyük kurumsal filolar için iddialı elektriklenme hedeflerini kabul etmeye çağırıyor. T&E’ye göre bu adım, 2027’den itibaren Avrupa’da üretilen bataryalara yönelik talebi artıracak. Yasakoyucuların bu çağrıya kulak verip vermemesi, kıtanın batarya tedarik zincirinin ne kadar hızlı olgunlaşacağını ve Avrupalı üreticilerin küresel yarışta ne kadar tutunabileceğini belirleyecek.
Kaynak: CleanTechnica
Ne düşünüyorsunuz?