Fransa ve Almanya'dan 2035 Hedefinde Geri Adım: 'Made in Europe' Karşılığında Yumuşak CO2 Kuralı

Fransa ve Almanya, 16 Ekim’de Brüksel’deki AB zirvesi marjında vardıkları ortak pozisyonla, birliğin 2035’te yeni araçlarda tam iklim nötrlüğü hedefini rafa kaldırmayı öneriyor: sıkılaştırılmış yerli içerik kurallarına karşılık gevşetilmiş CO2 hedefleri.
Anlaşmaya göre üreticiler 2035’e kadar filo emisyonlarını 2021 seviyesine kıyasla yüzde 90 azaltacak; geri kalan yüzde 10’luk kısım, Komisyon’un Aralık 2025’te önerdiği gibi düşük karbonlu çelik veya yenilenebilir yakıtlarla dengelenemeyecek. Almanya ayrıca plug-in hibritler için daha elverişli bir rejim ve ulusal filo hedeflerinin bağlayıcı değil yönlendirici olmasını sağladı. Alman Şansölyesi Friedrich Merz, düzenlemeyi “sanayiye verilen bir yatırım sinyali” olarak nitelendirdi.
Karşılığında Fransa, kamu sübvansiyonları ve ihalelerinin bataryalar hariç bileşenlerinin yüzde 70’i Avrupa’da üretilen araçlara yönlendirilmesi için Almanya’nın desteğini aldı. Batarya içeriğinde ise yalnızca yüzde 10 yerli katkı aranacak. Yaklaşık 3 bin tedarikçiyi temsil eden Clepa, bu eşiğin beklentilerin altında kaldığını ve 150 bin yüksek vasıflı tedarikçi işinin hâlâ risk altında olduğunu bildirdi. Bir elektrikli aracın en pahalı ve en ağır bileşeni olan bataryada düşük bir eşik, Avrupa’da monte edilen araçların büyük ölçüde Çin hücreleriyle satılabilmesinin önünü açıyor — Macaristan ve İspanya’da yerelleşen CATL ile Gotion dahil.
İngiltere, Norveç, İzlanda ve İsviçre gibi AB dışı ülkeler, birliğin ticaret savunması ve yatırım taraması kurallarına uyum sağlamaları hâlinde kapsama girebilecek. Renault, Toyota, Hyundai ve Ford’un Avrupa için üretim yaptığı Japonya, Güney Kore ve Türkiye ise dışarıda kalacak. Élysée kaynakları, düzenlemeyi fabrikaların “sadece montaj hattına dönüşmesini” engelleyecek bir Avrupa tercihi olarak tanımlıyor. Ayrıca daha küçük ve uygun fiyatlı elektrikli araçları teşvik edecek ayrı bir program üzerinde uzlaşıldı.
Yeni kuralların en net kazananı PHEV üreticileri. AB’nin hibrit ithalatına getirmeyi planladığı 350 bin adetlik tavanla — en erken Aralık’ta yürürlüğe girebilir — birleştiğinde, gevşetilen PHEV kuralları Avrupa’nın en hızlı büyüyen segmentlerinden birini fiilen yerli üretime ayırıyor. Çinli markalar Eylül 2026’da AB’nin PHEV pazarının dörtte birinden fazlasını almıştı; bu aynı zamanda Mercedes-Benz ve Audi gibi Alman premium markalarının 2035 sonrasında da satmaya devam etmek istediği güç aktarma türü.
Zamanlama ise tartışmalı; çünkü pazar zaten karbonsuzlaşıyor. ACEA verilerine göre elektrikli araç satışları 2026’da yüzde 45 artarak AB pazarının yüzde 22’sine ulaştı; İran savaşına bağlı rekor yakıt fiyatları bu geçişi hızlandırdı. PHEV ve klasik hibritler de hesaba katıldığında elektrifikasyonlu araçların payı üçte ikiyi aşıyor. Transport & Environment’tan Anna Krajinska anlaşmayı “tarihi bir hata” olarak değerlendirdi. Renault CEO’su François Provost ise sektörün elektrifikasyondan dönmediğini savundu: “Elektrikli araçlara çok yoğun yatırım yaptık. Renault EV trendinde liderliğini sürdürecek. Ama düzenlemenin pragmatik olması gerekiyor.” İngiltere için anlaşma zor bir denge yaratıyor: Made in Europe erişimi istiyor ancak Çin’e karşı AB tedbirlerini birebir taklit etmekten çekiniyor. Önerinin 23 Kasım’daki oylamayla Avrupa Parlamentosu ve üye devletlerin onayından geçmesi gerekiyor.
Ne düşünüyorsunuz?