Volkswagen Grubu Avrupa'da Siparişlerin %40'ını Elektrikli Araçlara Verdi

Volkswagen Grubu, elektrikli araç dönüşümünde yavaş kaldığı yönünde sık sık eleştirilse de Avrupa’dan gelen sipariş rakamları farklı bir tabloya işaret ediyor. Grup, geçtiğimiz ay ana pazarı Avrupa’da aldığı yeni siparişlerin her on tanesinden dördünü tamamen elektrikli modeller için kaydetti. Bu oran, aynı pazarda faaliyet gösteren yerleşik üreticilerin büyük bölümünün önünde yer alıyor.
Söz konusu veri, grubun tüm marka portföyünü kapsıyor. Yani Volkswagen ve Skoda gibi hacim markalarının yanı sıra Audi ve Porsche gibi premium isimler ile diğer grup markalarının siparişleri de bu tabloya dahil. Avrupa’da yakalanan yüzde 40’lık elektrikli sipariş payı, kıtada hâlâ ciddi sayıda içten yanmalı model satan köklü bir üretici için dikkat çekici bir sonuç.
Çin’deki görünüm ise çok daha sıkıntılı. Grup, bu pazarda satışlarını hızla kaybediyor. Çinli alıcılar yerli markalara ve giderek gelişen bataryalı elektrikli ile plug-in hibrit modellere hızlı biçimde yönelmiş durumda; Volkswagen ise bir zamanlar elinde tuttuğu güçlü konumu korumakta zorlanıyor.
Bu iki eğilim bir arada değerlendirildiğinde, coğrafyanın grubu yeniden şekillendirdiği bir tablo ortaya çıkıyor. Avrupa, elektrik stratejisinin işe yaradığı bir sınav alanına dönüşürken; Çin, grubun en ciddi kırılganlığı haline gelmiş durumda. Bu, pazarın güvenilir bir büyüme motoru olduğu dönemin tam tersi bir tablo.
Avrupa’daki sipariş dağılımı yalnızca Volkswagen açısından önemli değil. Yerleşik üreticiler; düzenleyiciler, yatırımcılar ve rakiplerin baskısı altında mevcut fabrikalarını ve bayi ağlarını gerçek birer elektrikli araç işine dönüştürebildiklerini kanıtlamak zorunda. Yüzde 40’lık elektrikli sipariş payı, grubun dönüşüm hızı hâlâ tartışılsa da bu iddiayı destekleyen somut bir gösterge niteliğinde.
Bundan sonrası büyük ölçüde bu ivmenin korunup korunamayacağına bağlı. Avrupa’da elektrikli talebin artmaya devam etmesi halinde Volkswagen, yatırım tercihlerinin karşılığını aldığını bu bölge üzerinden gösterebilir; Çin’deki gerileme ise çözülmeyi bekleyen temel sorun olarak kalıyor.
Ne düşünüyorsunuz?