Plum Crazy Hayatta Kalan: Ahırdan Çıkan 1971 Dodge Charger

Ahırdan araç çıkarmak her zaman bir risk taşır, ancak bu 1971 Dodge Charger’ı depodan çıkaran kişi şanslı görünüyor. Yılların tozunun altında, sağlam gövdesi ve hiç modifiye edilmemiş haliyle duran araç, Chrysler’in en çok arzu edilen renklerinden birini taşıyor. Satıcıya göre otomobil artık sorunsuz şekilde çalışıyor ve sürülüyor; araç Oklahoma’daki Eakly kasabasından bir eBay ilanıyla satışta. Mevcut teklif 23.700 dolara ulaşmış durumda; rezerv fiyat henüz karşılanmadı ancak bu ilginin açık artırma kapanmadan önce hızla yükselebileceğini gösteriyor.
Dodge, üçüncü nesil Charger’ı 1971’de tanıttı ve model, Chrysler’in yeni “fuselage” (uçak gövdesi) tasarım dilini benimseyen ilk Charger oldu. Bu çizgiler otomobile geniş ve iddialı bir duruş kazandırırken dönemin müşterileri ve basını arasında fikir ayrılığı yarattı. Bu örnek, şirketin en gözde boyalarından biri olan Plum Crazy renginde. İlk sahibi aracı beyaz kanopi tarzı vinil tavanla sipariş etmiş; satıcı, giriş seviyesi Charger’ların yalnızca 800 kadarının Plum Crazy ile sipariş edildiğini belirtiyor. Alıcıların doğrulaması gereken bu rakam doğruysa, araç görece nadir sayılır. Fender tag, rengin fabrika çıkışı olduğunu onaylıyor; ancak önceki bir sahip, 1980’lerde UV yıpranması nedeniyle aracı yeniden boyatmış. Kırk yıl sonra boya matlaşmış, çizik ve dökükler oluşmuş. Yine de satıcı ön sol çamurluğun bir bölümünü cilalayınca boyanın iyi tepki verdiğini görmüş; yani tam bir cila işlemiyle araç gayet düzgün bir görünüme kavuşabilir.
Bu Charger’ı özel kılan asıl unsur gövde durumu. Araç hayatını Oklahoma, Kaliforniya ve Teksas arasında geçirmiş; alt taraf fotoğrafları yalnızca kuru yüzey korozyonu gösteriyor, geçmişte veya şimdi delici pas izi yok. Vinil tavan bir kenardan kabarmaya başlamış; nem tutmasını önlemek için bu kısmın elden geçirilmesi gerekecek. Ufak tefek kaplama hasarı var ama camlar sağlam ve Charger orijinal jantları üzerinde duruyor. Kaputun altında fabrika verilerine göre 275 beygir güç ve 374 ft-lb tork üreten iki boğazlı 383 V8 yer alıyor; şanzıman üç ileri A-727 otomatik. Hidrolik direksiyon mevcut, frenler ise desteksiz dört tekerlek kampana. Orijinallik meraklılarını sevindirecek haber: araç numbers-matching.
Aracın geçmişi hikayeye ayrı bir renk katıyor. Kaliforniyalı ilk sahibi Charger’ı düzenli olarak kullanmış, ölümünden birkaç yıl önce park etmiş ve yeğenine bırakmış. Yeğeni böyle bir canlandırma işinin üstesinden gelemeyeceğine karar verip aracı Teksaslı bir beyefendiye satmış; o da motoru 2010 civarında yeniden yapmış, tamirciden evine sürmüş ve ahıra çekmiş. Charger, mevcut satıcı onu bulana kadar orada kalmış. Ardından ikinci bir canlandırma süreciyle motor yeniden çalıştırılmış. Geriye kalan işler de var: satıcı ön düzen ayarı gerektiğini, hidrolik direksiyon ve şanzımandan küçük sızdırmalar olduğunu belirtiyor; ciddi bir sorun görünmüyor.
İç mekanda vinil tavanla uyumlu beyaz döşeme kendini iyi korumuş; sürücü tarafındaki dikiş ayrılması en kötü kusur, birkaç noktada hafif sararma var ki bu renkte neredeyse kaçınılmaz. Tavan kaplamasında arka cam yakınında birkaç fare deliği mevcut ve çatlamış gösterge paneli muhtemelen en büyük kozmetik sorun; ucuz bir örtüyle gizlenebilir ya da yaklaşık 410 dolara yeni bir panel kalıcı çözüm olur. Klima komple ama soğutmuyor, hız göstergesi yanlış okuyor ve AM radyo çalışmıyor. Bunların dışında her şey işlevini yerine getiriyor. Patinayı korumak mı yoksa tam bir kozmetik restorasyona girişmek mi sorusu klasik ikilem; bu Charger ise cilalanıp olduğu gibi sürülmesi gerektiğini düşündürüyor.
Ne düşünüyorsunuz?