CityQ yöneticisinden sektöre sert mesaj: Yeşil teslimatı değil, kârlılığı kanıtlayın

Magnus Berggren mikro-mobilite dünyasında yirmi yılı geride bırakmış bir isim ve artık aynı gerekçeyi duymaktan yorulmuş. Sürdürülebilir son kilometre teslimatının yaygınlaşamaması, çoğu kişiye göre maliyetlerin yüksekliğinden kaynaklanıyor; çözüm de daha fazla hibe ve teşvikte aranıyor. Norveçli kargo bisikleti üreticisi CityQ’nun iş geliştirme direktörü Berggren ise bu denklemin tersine kurulduğunu söylüyor.
Sektöre çağrısı net: Bir iş modeli kendi ticari ayakları üzerinde durmuyorsa, teşvikler onu kurtaramaz. Londra, Bristol ve Oslo’daki destek programları küçük işletmelerin kargo bisikletine geçişini kolaylaştırıyor — bu gerçekten faydalı. Ama hiçbiri sektörün ihtiyaç duyduğu ölçek değişimini getirmedi.
Asıl dönüşüm için büyük oyuncuların — Amazon, DHL ve benzerlerinin — masaya oturması şart. Bunu da gezegen sevgisinden yapmayacaklar.
Önce verimlilik, sonra emisyon
Berggren, İskandinavya’da bir online market zinciri kuran ve yöneten dostuyla yaşadığı bir konuşmayı aktarıyor. Yoğun kentlerde kargo bisikleti kullanımını birden fazla kez önermiş. Aldığı yanıt açıktı: yeşil gündemi öne çıkarmayı bırak. Bir şirketi yöneten kişi verimliliğe bakar; sürdürülebilirlik hedefin kendisi değil, yan sonucudur.
“Daha yüksek verimlilik daha düşük maliyet ve daha az emisyon getiriyorsa, sürdürülebilirlik kendiliğinden gelir.”
Berggren’e göre sektörün sürekli atladığı nokta tam olarak bu. Online alışveriş tırmanmaya devam ederken perakendeciler zaten dar olan marjlarını teslimat maliyetleriyle eritiyor. Gerçekten daha ucuz bir işletme modeli ortaya konabilirse, piyasanın bunu görmezden gelmesi mümkün değil.
%10 yetmez
Küçük iyileştirmeler gerçek hayatta tutunamıyor. İşletme maliyetlerinde %10-15’lik bir düşüş kağıt üzerinde cazip görünür — ta ki tüm operasyon modelini baştan kurmanın bedelini hesaba katana kadar. O noktada avantaj hızla buharlaşır.
Berggren’in hedefi çok daha iddialı: %50-60 maliyet düşüşü. Zor mu? Elbette. İmkânsız mı? Ona göre değil. Ama bu sonuç, bir aracı başka bir araçla değiştirerek gelmez. Sistemin tamamının yeniden tasarlanması gerekiyor:
- Araçlar: her işe uygun, amaca göre tasarlanmış araçlar; tek çözümü her duruma uydurmaya çalışmak yok
- Rotalama: boş kilometreleri, gereksiz turları ve kaybedilen zamanı kesen daha akıllı planlama
- Depo içi operasyon: malların kabulü, ayrıştırılması ve sevkiyata hazırlanmasında yeni bir yaklaşım
- Araç kullanımı: üretken saati artırıp boşta geçen süreyi azaltmak
- Mikro merkezler: malları müşteriye yaklaştıran konsolidasyon noktaları
- Teknoloji ve veri: operasyonun parçalarını birbirine bağlayıp kararları sürekli iyileştirmek
Kazanç, bu unsurların birlikte nasıl çalıştığında saklı — tek bir araçta ya da teknolojide değil.
Bir asırlık avantaj
Geleneksel teslimat ağları operasyonlarını 100 yılı aşkın süredir bileylüyor. Yeni oyuncuların bu farkı, farklı araçlar çıkarıp ekonomisinin kendiliğinden tutacağını umarak kapatması mümkün değil.
Berggren’e göre gereken şey hız, daha büyük düşünmek ve işbirliği: üreticiler, lojistik firmaları, teknoloji sağlayıcıları, perakendeciler, gayrimenkul sahipleri ve düzenleyiciler aynı masada olmalı. Tartışmanın kendisi de yer değiştirmeli — geçişin nasıl finanse edileceğinden, yeni modelin ticari olarak nasıl üstün çıkacağına.
Soru, sektörün yeşil teslimatı nasıl karşılayacağı değil. Son kilometre teslimatı daha verimli, daha kârlı ve bunun doğal sonucu olarak sürdürülebilir hale nasıl getirilir — asıl soru bu.
Kaynak: Mikro-mobilite Sektörü (Zag Daily)
Ne düşünüyorsunuz?